Osteoporoz;
düşük kemik kütlesi ve kemik dokusunun
mikro yapısal bozukluğu ile giden, kemik
kırılganlığında artışa yol açan
bir
hastalıktır. Kemik, mekanik gücünü ve
sağlamlığını devam ettirmek için sürekli
yenileme süreci içinde olan bir dokudur. Osteoblast ve osteoklast dediğimiz
hücreler denge halinde çalışarak yenilenme
sürecini yürütürler. Bu yenilenme
sürecinde herhangi bir duraksama olursa
kemik dokuda kayıplar oluşacaktır. Bu
kemik kütlesindeki azalmada, ergenlik ve
gençlik döneminde ulaşılan pik kemik
kütlesi , yaşlanma ile kemik kaybı,
menopoz sonrası kemik kaybı, aşırı alkol
alımı , aşırı sıgara tüketimi, abartılı
miktarda kafein tüketimi gibi nedenler rol
oynarlar. Kadınların kemik yoğunlugu
erkeklere göre daha zayıftır, ayrıca post
menopozal dönemde daha hızlı kemik kaybı
oluştuğundan osteoporoza bağlı kırıklar
daha çok kadınlarda ortaya çıkar.
Osteoporoz çok yaygın bir hastalıktır.
Ülkelere göre degişiklikler göstermekle
birlikte ABD'de yapılan geniş çaplı
etyolojik çalışmalarda osteoporozlu 65
yaşın üstündeki kadınların 1/3 ünde
vertebral kemik (omurga) kırıklarına neden
olduğu belirlenmiştır. Kadınlarda omurga
kırıgı görülme sıklığı erkeklerden 10 kat fazladır.Osteoporoz
primer ve sekonder
olmak üzere iki gurup olarak
sınıflandırılabilir.
Primer
osteoporoz ; postmenopozal
(Tip I) ve senil (Tip II)
olmak üzere iki ana guruba
ayrılabilir. Postmenopozal
(Tip I) osteoporoz en sık görülen tiptir.
Kadınlarda menopozun başlaması ile oluşan
östrojen eksikligi ile hızlı bir
trabeküler kemik kaybı oluşur.
Postmenopozal kadında menopoza girmemiş
yaşıtlarına göre 3 kat hızlı kemik kaybı
olmaktadır ve menopozdan sonraki 5 yıl
içinde tüm vücut kemik kitlesinin %3'ünün
kaybına neden olmaktadır.
Senil
(Tip II) osteoporoz; kadın ve erkekte
70 yaşın üzerinde görülür.
Sekonder osteoporoz ise;
hareketsizlik, alkolizm, çesitli endokrin
hastalıklar, çesitli kan hastalıkları ve
uzun süreli kortizon kullanımı,
antikonvülzan kullanımı, romatoid artrit ve
karaciğer hastalıkları gibi hastalıklara
bağlı gelişen osteoporoza verilen
tanımlamadır.
Klinik: Hastalık klinik olarak fark
edilmeden önce uzun süre subklinik olarak
devam eder. En önemli yakınma sırt agrısıdır
ve dinlenmekle azalır. Uzun süre aynı
pozisyonda kalma ile ağrılar artar. Omurga
kırıkları oluşursa aniden batma tarzında
sırtta ağrılar oluşur. Hareketle ve ağırlık
taşımakla ağrılar artar. Omurgadaki
kompresyon fraktürlerinin sayısının artması,
ileri dönemlerde boy kısalmasına ve yaşlı
kadın kamburu denilen görünümün oluşmasına
neden olmaktadır. Kırıklar omurgalarla
birlikte ön kol ve kalça kemiklerinde de
sıklıkla görülür. Primer osteoporozda
laboratuar bulguları genellikle normal
sınırlar içindedir.
Radyolojik olarak direk radyografilerde
kemik yoğunlugundaki azalmadan dolayı
kemiğin ışık geçirgenliği artmıştır. Direk
radyografide osteoporozun açıkça
görülebilmesi için kemiğin mineral
yoğunlugunun %30 oranında azalması
gereklidir. Bu nedenle erken dönemde
osteoporozun tanınabilmesi için kemik
kütlesinin ölçülebildigi dansitometrik veya
ultrasonik yöntemler kullanılmaktadır.
Korunma :
Osteoporotik kemikte kemik mineralizasyonunu
yeniden artirmak mümkündür ancak yapısını ve
gücünü tekrar eski haline döndürmek mümkün
değildir. Bu nedenle osteoporozun önlenmesi
çok önemlidir.
Osteoporozun önlenmesinde kemik yoğunluğu
ile ilgili 3 faktör rol oynar:
1-Kemik
gelişiminin tamamlanmasına kadar olusan
zirve kemik yoğunluğunun elde edinilmesi.
25-30 yaşlarına kadar devam eden dönemdir
ve bu zirve kemik yoğunluğunun elde
edilmesinde genetik faktörler rol
oynamaktadır. Ayrıca gelisme çağında
proteinden ve kalsiyumdan zengin gıda
almak, karbonhidrat ve yağ yönünden
dengeli beslenmek ve en önemlisi bol
egzersiz yapmak önemli rol oynar.
2-Eriskin dönemde elde edilen zirve kemik
yoğunluğunun devam ettirilmesi. Protein ve
kalsiyumdan zengin gıdalar alınması,
fiziksel aktivitelerin yapılmasının
yanında sigara ve alkol gibi risk
faktörlerinden uzak durulması kemik
yoğunluğunun korunması açısından
önemlidir. Ayrıca aşırı kafein alınması
diüretik etki ile kalsiyum kaybına neden
oldugundan aşırı kafein tüketiminden de
uzak durmak gereklidir.
3-Menopoz sonrası dönemden başlayarak tüm
yaşam boyunca kemik kaybının önlenmesi.