|
MANUEL LENF
DRENAJI ( MLD) nedir ?
Manuel Lenf Drenajı(MLD), lenf
sisteminin elle manipule
edilerek, lenfödem nedeniyle
bloke olmuş lenf sıvısının
serbest akımının sağlanması
tekniğidir.
Lenf ödem, lenfatik sistemin
bozulması veya tıkanması sonucu
gelişen bir şişliktir. Bu durum,
hasar veya travmaya bağlı olarak
ikincil olarak gelişebildiği
gibi lenfatik sistemin iyi
gelişememesinden ötürü doğumsal
da olabilir. Lenf ödem, vücudun
her bölgesini etkileyebilmekle
birlikte en çok kol ve
bacaklarda görülür.
Genellikle yaygın olmadığı
düşünülmesine rağmen; yapılan
son çalışmalar, ABD.’de yılda en
az 100.000 insanın bu
rahatsızlıktan etkilendiğini
göstermektedir.

Lenfatik sistemi; lenf
kapillerleri, lenf
damarları,lenf düğümleri ve
bezleri oluşturur. Lenf,
plazmaya benzeyen şeffaf
interstisyel bir sıvıdır. Lenf
sıvısı gözler, beyin ve spinal
kord haricindeki tüm vücut
kısımlarını sarmış olan lenf
kapillerlerinde toplanırlar.
Lenf kapilleri, diğerleri gibi
çok sayıda anastomoz yaparak,
dokular içerisinde bir damar ağı
oluşturur. Lenf damarlarında da
venlerdeki gibi valvulalar
(kapaklar) vardır ve lenf
sıvısının akımı, venlerdeki
mekanizmaya benzerlik gösterir.
Bu damarlar, vücudun uç
kısımlarından kalbe doğru sıvıyı
iletirler. Tüpler birbiri içinde
birleşir ve major kanal ve
damarları oluşturur. Lenf
düğümleri bu damarların
genişlemiş kısımlarıdır ve
genelde eklem hareketlerinde
pompa görevi görmek üzere
eklemlerde yer alırlar.
Lenf düğümleri, Lenfatik
damarlar boyunca bütün vücuda
dağılmış, savunmamızda önemli
rol oynayan 1- 25 mm
boyutlarında kapsüllü siferik
veya böbrek şeklinde yapılardır.
Lenf düğümleri esas olarak bir
filtre gibi fonksiyon görürler.
Lenf damarlarına giren herhangi
bir yabancı partikul lenf
düğümlerinde tutulur
Lenf sıvısını uçlardan lenf
düğümlerine getiren damarlara
afferent lenf damarları; lenf
düğümlerinden merkeze doğru
taşıyan lenf damarlarına ise
efferent lenf damarları denir.
Bacak veya ayağın yüzeyel ve
derin lenf damarları,diz bölgesi
lenf nodüllerinde sona erer.
Sonra ana femoral lenf
damarlarına ulaşır; oradan da
geniş iliak nodlara geçer.
Kolların yüzeyel ve derin lenf
damarları ise aksillar lenf
nodüllerine boşalırlar. Dirsekte
bu iki sistem, yüzeyel ve derin
lenf nodülleriyle bağlanırlar.
Sağ göğüsten gelen lenf
damarları, sağ koldan gelen lenf
damarları ile birlikte sağ
lenfatik duktusu oluşturur ve
sağ subklavian vene drene olur.
Diğer bölgelerden gelen lenf
damarları, torasik duktusu
oluşturur ve sol subklavian vene
drene olur. Atık maddeler daha
sonra kan yoluyla dalak ,
bağırsaklar ve böbreklere
detoksifikasyon için taşınırlar.

Lenfödem Nedir?
Hücreler bir sıvı ortamında
bulunmaktadır. Hücrelerin
arasında bulunan sıvının dengede
kalabilmesi için bu sıvının
sürekli süzülerek tekrar kana
karışması gereklidir. Vücutta bu
görevi lenfatik sistem
sağlamaktadır ve bu sistemde
taşınan sıvıya da lenf sıvısı
adı verilmektedir. Normal bir
insanda vücut ağırlığının ¼ 'ü
kadar lenf sıvısı bulunur. Lenf
sıvısının hareketi,
toplardamarlardaki gibi iskelet
kaslarının basıncı ve solunum
hareketleriyle sağlanır ve kanın
hareketine göre oldukça
yavaştır. Çünkü Lenf sistemine
basınç yapan özel bir kalp ve
atardamar yoktur. Lenf sıvısını
taşıyan lenf kanalları ve lenf
düğümleri hasara uğrarsa, veya
doğuştan kusurluysa lenf sıvısı
vücutta birikir. Bir bölgede
biriken sıvı miktarı, lenfatik
sistemin taşıma kapasitesinden
daha büyükse Lenfödem oluşur.
Lenfödem, halk arasında bilinen
adıyla “Fil Hastalığı”, lenfatik
sıvının hücreler arası dokuda
birikerek, sıklıkla kollarda
veya bacaklarda, ara sıra da
gövdede şişmeye neden olmasıdır.
Lenfödem, venöz yetmezlik sonucu
oluşan ödemle
karıştırılmamalıdır. Bununla
beraber tedavi edilmeyen venöz
yetmezlik kombine venöz-lenfatik
sistem yetmezliğine dönüşebilir.

Lenfödem Nasıl
Oluşur?
Lenfödem doğumda, ergenliğin
başlangıcında veya yetişkinlik
çağında sebebi bilinmeyen
şekilde başlayabilir ve primer
lenfödem olarak adlandırılır.
Sekonder lenfödem veya edinilmiş
lenfödem, cerrahi sonrası,
radyasyon, enfeksiyon veya
travma sonrası gelişebilir. Meme
kanseri gibi bazı kanserler ve
tedavisi için lenf düğümlerinin
alınması, lenfödem açısından
daima risk taşır. Cerrahi olarak
ne kadar fazla lenf düğümü
çıkartılırsa, lenfödem oluşma
riski o kadar artmaktadır. Lenf
düğümü diseksiyonuna bir de
radyoterapi eklenirse, lenfödem
oluşma riski daha da artar.
Mastektomi sonrası gelişen
lenfödem tutulan kolda ağırlık,
ağrı, duyu kaybı, hareket kaybı
ve fonksiyon bozukluğu ile
karakterizedir. Bu durum kişinin
yaşam kalitesini oldukça olumsuz
yönde etkiler. Hastalarda
anksiyete, depresyon ve uyum
sorunları, sosyal ve seksüel
problemler açığa çıkar.
Lenfödemli kol veya bacak
kolayca enfeksiyon kapar ve daha
da kötüleşerek hastanın genel
sağlığını da olumsuz etkiler. Ve
ne yazık ki tedavi görmemiş,
yetersiz veya yanlış tedavi
gören hastaların kol ve bacak
şişmeleri giderek artar. Gelişen
bu problemler genellikle
tedavinin başarısını da
etkilemektedir. Bu yüzden
tedaviye erken dönemde
başlanılması oldukça önemlidir.
|